Aynalar bitti.
Dünyayı yakacak kadar sinirli, ya da kendimi kapatacak kadar küskün değilim ama arkama bakmadan gidebilecek kadar kırgın, bir o kadar da cesaretliyim artık. Neden sustuğumu savunacak kadar farkındayım gücümün. İlk değildi, son da olmayacaktır eminim, ama bitse de devamı bir şekilde gelen şeylere tamamen kapalıyım.
Aynaların hepsini attım. Yüzümü göremiyorum artık, binlercesini eskitsem de. Üç noktalar çok ergence değil mi? Bence de. Aynalar kırıldıkça niye gülüyorum ben artık biliyor musunuz? Sayenizde. :)
"İyi insan talihsizlikleri tahammül edilemeyecek kadar büyüdüğünde hayatı terk eder; kötü insan da ziyadesiyle müreffeh ve muzaffer anında."
Bu yan yan sırıtışım yüzüme yapışıp kalacak artık, alışkanlıktan değil, dedim ya, yapışkanlıktan. Gülünemeyecek bir şey bulamıyorum artık. Dayanamadığın yerde sıfırlama gücünü bulamıyorsan kendinde, 'gül' ama 'geç'me, sadece gül, çünkü delirdiğini hissedebilmenin daha iyi bir yolu yoktur; hem kalbinin sıkışmasına dayanamayıp hem de hayatında hiç gülmediğin kadar içten gülebiliyorsan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder