Salı, Aralık 21, 2010

Adam asmaca.

Bu kadar hissetmek korkutuyor beni. Çünkü hissetmek korkutucu; tüylerim ürperiyor hissettikçe. Hâlâ sağ elimin işaret parmağımı yanağımda o aynı noktaya dokundurup duruyorum sapık gibi, çünkü hissediyorum, hâlâ orada. Sövmek kolaydı çok, rahatlatıcıydı; lakin pişmanlık getirmedi sonradan; anlık, keskin ve mutlak bir kavuşma hissi oluştu, garip. Dostlarıma onu özlediğimi söylerken kendim bile inanmıyor, günleri saymıyordum. Sadece pazartesiydi, ve bugün o pazartesiden sonra tam bir hafta olduğunu hatırlıyorum.

Küçücük hissettirdin kendimi bana. Utançtan değil, öyle anlık, öyle keskin ve öyle mutlak... kendinden emindin. Hem daha güzelini, hem de daha kötüsünü yaşayamazdım. Ne kadar ters değil mi; hislerin belki de en dört köşe edenini, ve umutların en kötüsünü aynı anda yaşayabilmek?

Bazen "şu an nasıl hissettiğimi unutmamalıyım, anlatabildiğim kadarını anlatmalıyım, yazmalıyım" diye düşünüyorum, ama hiç böylesine kitlenmemiştim. Sadece uyuyup kalana kadar bunu hissetmekle yetineceğim, yarın belki geçecek. "kelimeler, bebeğim, bazı anlamlara gelmiyor..."

Bekara karı boşamak kolaydır deyimini tam anlamıyla yaşadım bugün ayrıca.

Vazgeçtim demek ilk kez bu kadar kolay gelmişti, ve ilk kez böylesine ters köşeye yatırıldım; yavaşça, acıtmıyormuş gibi görünüp birden kafama balyoz gibi indirilerek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder