Bazen ellerimi, bazen düşüncelerimi düğümlüyor bir şeyler. Uğraşmaya değer gördüğüm her şeye sahibim sanki. Azaldıkça ağırlaşıyor cümlelerim. Gözümle görebildiğim şeyleri ister hale geldim artık; azalıp yok olacaklarını bile bile sahip oluyorum bir şeylere/birilerine. Hoşgelmek-hoşbulmak-hep kalmak-sonra gitmek ve üzülmek, birşeyleri yıkıp dökmek kısmını silip, "geldikleri gibi giderler" yazdım dünyama.
Dünya üzerindeki hiçbir şey gözümde kalmayan değerinizi kurtarmaz sayın dünyalılar. Rahatça yürüyorum sokaklarında, caddelerinde, sağıma soluma, arkama bakmadan. Yağmurlu günlerin dağınık boşvermişliği akıyor üzerimden sularla birlikte. "Aaamaaaan" demeye devam ediyorum ama içimden. Ağaçlara tırmandım, koştum zıpladım içtim dansettim, yalan da söyledim, surat da astım şımarıklık da yaptım bokunu çıkardığım da oldu son zamanlarda.
Kaybedebileceğini bildiğin şeyleri kazanmaya çalışmaktan daha doğal ne olabilir ki, sanki nefes alırken bir gün öleceğini bilmiyorsun...
İstemek her şeye yetmeyebilir, ama isteğini kaybeden seçiciliğini kaybeder ve elinde kalana razı olur sanki. Evet bunu düşünüyorum.
"Passe, passe, passera
La dernière restera"
(Geçenler, geçenler.. Geçecekler.
En son gelen, kalacak.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder