Onları öldürdükten sonra orda bırakmamam gerektiğini biliyordum, fakat yanlış anlamış, kendimle beraber taşımayı tercih etmiştim. Her taraf çürümüş et kokuyor şimdi. Çatısı akan, duvarları nemden çürümüş bir evi onarmak yerine yenisini almayı tercih etmek gibi. Suç mahalline geri dönmek isteyeceğim zaman beni kim durduracak?
Yüzümü güldürmeye çalışıyordum. Eğlenceli olur belki diye düşünürken, bütün bunlar öylesine tanıdık geldi ki, her gün defalarca dinleyip asla sıkılmam dediğim, bir süre sonra unutup da bir yerde duyunca kendini garip hissettiren bi şarkı, bi ritm gibi. Saat gibi işliyor hep aynı şeyler beynimde, beynime işleniyor bir yandan anlam vermeye çalışırken.
Bütün dağınıklığımla ben hep buralarda bir yerde olacağım, her ne kadar içimdeki saatin pilinin bitmek üzere olduğunu bilsem de. Kelimelerim iflas edecekler, ben ölülerimi onlara gömmeye devam edemeyeceğim, yakındır.
"iyisi mi sen beni azad et;
sen sağ ben selamet..."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder