Bulunduğum kabın şeklini bile alamıyorum. Öklid uzayına göre şekilsizim, kendi uzayımda milyonlarca yıldızım var küçük küçük. Güzeller de aslında. "Gitmesem de, görmesem de" hesabı zaman zaman... Bardağın dolu tarafına bakmaya çalışmak bile köreltiyor ufkumu, niye uğraşayım ki; her şey daha net değil mi boş tarafından bakınca. Hem boş tarafından bakınca dolu kısmı da görebiliyorum rahatça. Yavaş, sakin, durgun.
Yeryüzünün bin santim bile üstü gökyüzü sayılır artık benim için. Kendi uzayımın çekimindeyim. Manzaram da güzel, gezindiğim yerlerde. Bir santim daha aşağı insem yere değmeyeceğim nasılsa. Havalar gibi, "N'olur n'olmaz montunu al da çık" kıvamındayım. Her yanım bi dünya.
Ağrıları dindirmeyen ama fonda çalan hafif bir müzik kıvamına getiren bir "drug". Ne bu, bilmiyorum henüz. Ne yaşadığımı, neyin kafasını yaşadığımı bilmiyorum. Bi sürü şey düşünüp kayboluyorum aralarında yine.
Yine de sabrediyorum. Bir anda geldikleri gibi, bir anda gidecekler.
"there's a silence surrounding me, I can't seem to think straight, I'll sit in the corner, no one can bother me.."
http://youtu.be/7aNugsnUuIs
"it doesn't have to be like this."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder