Unuttunuz. Benim yüreğim terler, bilmezsiniz. O asla yorulmaz, durur dinlenir bazen, ama yorulmaz. Bitmiyormuş gibi gelirken, aslında katlanılabiliyormuş herşeye, her yere belki de.. Ama Ankara olmaz, anlamıyorsunuz değil mi? :) Sizin Ankaranız burası, benim değil. Yine de katlanabilirim. Hayallerimi gömdüğüm yerden kaza kaza çıkarıyorum yavaşça. Enkaz haline getirmeden, hakettikleri gibi; hakettiğim gibi. Ve biliyor musunuz, hiçbir şey o iskele, o sabah güneşi altında üşürken tahtalar arasından burnumu değdirerek baktığım deniz kadar güzel ve huzur verici olamazdı.
Bir şehir, ona her uğradığınızda size farklı şeyler katabiliyorsa özeldir aslında. Beni beklediğini biliyordum. Sen öyle bir cehennemsin ki, kendi cehennemimi sana taşıyamıyorum. Yine de her seferinde bir parçamı bırakıyorum sende, maddi manevi.. :)) Bu yüzden bırakmıyorsun beni belki de. Dokunarak, koklayarak, tadarak görerek, duyarak hissettim seni bu sefer. Ve gördüm sana benzediğimi, şimdi muzur bir gülümseme var yüzümde...
:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder