Cuma, Kasım 12, 2010

Hoşgeldim

Kanatlarımı açmak için cesaretim var artık. İçten içe çırpınıp durmaktansa "Bırak aq" diyorum hayat aksın.

Geçenlerde okula giderken gördüğüm bir kaza ve yerde yatan o kadın... Bugün aynı yerden geçerken içim öyle garip oldu ki. Bir şey düşünmedim, sadece kalbimin çarptığını hissettim; hem de deli gibi. Öylesine yaşamak istiyormuşum ki aslında... Gücüm de varmış hem, içimdeki sevgi hala bitmemiş. "Taşa döndüm, odun oldum, ruhsuzum" ayakları, alayı yalanmış meğersem.

Hala kendimi bıraktığım zaman beni sürükleyebiliyor, arkamdan itekleyip "Hadi!" diyebiliyormuş hayat. Birilerinin elini hala tutabiliyorsam sımsıkı, ve günlük koşturmacaların stresinden arınıp biraz olsun kendimize döndüğümüz zaman görebiliyorsam insanların en saf, en gerçek hallerini; neden olmasın ki?

Sevebiliyorum hala. Umursayabiliyorum. Var olduğunu hissetmenin bundan daha güzel kaç yolu daha var ki?

Konuşabiliyorum, nefes alabiliyorum, sarhoş olabiliyorum, yaşayabiliyorum. Gücüm varmış. Bunu farketmenin en güzel yolu da zamanmış. Sabretmeyi öğrendim, henüz affetmeyi öğrenemesem de.

Bugün mutluyum sadece. Yorgun ama mutlu.

Ellerimden, gözlerimden ve sözlerimden hayat fışkırıyor bugün. Dünyanın ya son günü, ya da en mutlu günlerinden biri bugün.

Yazasım var çok.

Hafızamın bana oynadığı oyunlar, garip rüyalarım ve bir mutlu bir mutsuz hallerimle geçti son iki ayım. Sabredenler, yanımda olanlar, hayatımın tam orta yerine gelip yerleşenler, hayatımdan siktir olup gidenler. Herşey olması gerektiği gibi şu an.

Gerçekten gülmeyi anımsamak güzel...

Hoşgeldim. Ve hoşbuldum. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder