Bu şehre ait olamayışımın 20.yılında, bir yılbaşı gecesi hem de, bir adama aşık oldum belki, kimbilir? Bunca zamandır birbirimizi sevemediğimiz bu şehirle beni bir gecede, bomboş sokaklarından tut, yanmayan lambalarına, Yüksel'in buz gibi banklarına kadar barıştıran bir adam.
Bu gece ise sönmemiş izmaritlerden ateşler yakıyorum bir metrekarelik alanım içerisinde. Çok güzel o. Gereğinden fazla güzel.
İncitmek istemedim güzelliğini. Bu yüzden güzel göründüm ona, narin dokundum, nazik söylendim.
Bu yüzden bu gece onun şarkılarından fal tutuyorum kendime, fallara inanırım çünkü. Onun beni mutlu etmesini bekleyemeden ben kendimi mutlu edeceğim yine. Ve bunu yaptığım için biliyorum zaten sonunu. Keşke demeyecek kadar aşık olabilsem keşke, hiç düşünmeden; şanslı olsam bir o kadar da...
Lakin, yapılacaklar çöplüğünün ortasında işe yarar hiçbir şey bulamayan bir dilenciyim belki de. Öyle ki, bazen kelimeler çöplüğümü karıştırıyorum işe yarar bir şeyler bulurum belki diye, o da işe yaramıyor.
Keşke hislerimin çöplüğünde ona kocaman bir yer açabilsem; uzun zamandır kimseye göstermediğim cömertliği göstererek. Kafamda yazdığım onbinlerce rolden bir tanesini kendime yakıştırıp en 'ben'cil rolümle çıksam karşısına, susmasam, susmamayı becerebilsem.
Hep bir yerde, hep aynı yerde, roller küflenip demode oldukça hayat hızını artırıyormuş gibi gelmiyor mu size de? Kelimelerimiz satır sonlarında bitsin diye uğraşırken, bir alt satıra taşınca uğradığımız çocuksu hayalkırıklığının bir benzeri değil mi sanki bu da? Değil. Daha yalancı, daha geçkin, daha geçirgen, daha tembel...
İnsan hep olduğu yerde dursa hayat peşini bırakır mı peki, zamanın peşinden koşmak zorunda olduğunu bile bile?
Korkularımı şu odanın zeminine gömüp uyuyasım var. Rüyalarımda gördüklerimden, göreceğimi bildiklerimden şu kadarcık korkum kalmadan.
Bi yerde, teknolojik aşklara sözüm. Bir telefon kadar yakınımdayken bu saatte gözüm bilgisayar ekranından başka yere bakamıyorsa, saçma sapan şeyler düşünüp boku yine sanallığımıza atıyorsam, bizden hâlâ bir halt olmayacak demektir dostum. Parçalanmış karpuz kabukları. Sen de uyumuyorsun her zamanki gibi, biliyorum.
Ve parmaklarım hâlâ alnında...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder