Bazen sadece gemileri değil, kendini komple yakıp birilerini seviyor insan. Sövse de, saysa da, rezil olsa da, haklı olsa da, haksız olsa da, karşısındaki eşek olsa da... Çevresindeki birkaç zıpçıktı densiz densiz konuşup duygularını eleştirse de, kendinden şüphe ettirse de seviyor.
Çok iyi bilinir ki, bazen yanında olmasa da nerede olduğunu bildikleri birini içten içe sever insanlar. Nerede olduğunu, ne yaptığını, iyi olduğunu bilmek içten içe bir güvence değil midir?
Bir kez olsun bu şehirden uzaklaştığında bu korkuyu yaşayacağımı bilemediğim güne, yani bugüne kadar aslında içinde birkaç saatten fazla yer almadığı hayatımı bundan sonra onu görmeden nasıl geçirebileceğim gibi düşüncelere kapılmamıştım. "Kendi kendine gelin güvey olmak" derler böylesine biliyorum, ama çok fazla şey çok fazla ortadayken, insan "fedakarlık yaptım" bile diyemiyor, demeye utanıyor.
Üstüne gitmekle, suçun üstüme kalması arasındayım. Giderken güle güle diyemediğine, geldiğinde hoşgeldin diyebilmeyi halen bu kadar çok isteyebiliyorken hem de.
Küresel dert oldun.
Ama, görme alanımdan çıktığın an, görme (y)alanıma dahil olsan keşke.
kendimle çelişmeme hiçbir şey engel değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder