Cuma, Şubat 03, 2012

Her yerde çay var.

Her şeyin -her sözün, hareketin- bir zamanı var. Ya da ben buna çok önem veriyorum. Ve buna benim verdiğim kadar önem verilmediğinde sinirimden delirebiliyorum.

Gerçekten nasıl bu kadar anlayış yoksunu olabildik? Ya da empati kurabilmeyi ne kadar biliyoruz?

Artık hiçbir şey söylemiyorum; ne dilimi ne parmaklarımı yoracağım. Ben yoruluyorum, bana aklınca "ama kendini çok yoruyosuuuun" diyenlere de burdan naif bir el hareketi yolluyorum. Halen çok kibarım. Oysaki şu cümlelerin altında yatan o küfürler... Küfürler. Ah o küfürler yani. Neyse. Küfretmek güzel bir eylemdir ama yazarken değil konuşurken kullanınca daha rahatlatıcı oluyor. Denedim oldu. Evet.

Yaşlandım olm ben. Anlamayanın kendi derdidir.
Çok afedersiniz, ben ne diyorsam odur ve hayatımdaki insanların yüzde 99'una bu konuda sadece b.k yemek düşer. (yazıdaki ilk küfür)
Neyse. Çay iyidir çay.

Söylenecek fazla bir şey yok aslında. Sadece, çok az kaldı. Bu sefer kıyıdan fazla açıldık galiba.

Büyük bir içtenlikle şunu söylemek istiyorum ki son günlerin ufak bir özeti olarak;

"Has.ktiriniz ordan efenim."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder