Pazartesi, Ekim 04, 2010

mutsuz.

"Sorular sorunca dersin ki 'Neden çocuksun? Neden büyümezsin? Elimde cevabım yok, olsa ne fayda, yüzün bana dönmez ki." Aslında hala tükendiğim yerdeyim yeniden varolmaya çalışsam da. Gözümün önünde iki nota var. Eskiden olsa can sıkıntılarım içinde fink atıyorum derdim, şimdiyse onlar kucağımı açıp insanların kalplerine değdiğim noktalarda geziniyorlar.

Birini tanımanın tek göreceliliğinin zaman olduğu konusunda şüphelerim var hâlâ. Güvenmediğimi zaten söylemiştim; oysa ki güvenmemekle bir alakası yokmuş ki bazı beklentilerin içinde varolmasıyla... Kısa zaman gibi görünse de, günleri, saniyesi saniyesine birlikte duyarak, görerek, hissederek yaşamak... Hep demezler mi birini tanımak istiyorsan ya aynı evde yaşayacaksın ya tatile çıkacaksın diye. İki yolu aynı anda denemedik mi?.. En kötüsü, ayrı geçirilen bir gecede başın yastığa değdiği anda karanlıkta yanında sana bakan iki gözü görmeyi bekleyip görememek, bir daha göremeyecek olmaktı belki. Ve sadece o an, başın yastığa değdiği an bütün sinir hücrelerini sarsan o ağlama hissi. Oysa ki onun korkusunun ikimizin eceline de faydası oldu. Ben daha da güçlü olmayı öğrendim. O ne yaptı bilmiyorum, merak etmiyorum yalanını söylemeyeceğim, deliler gibi merak ediyorum aslında. Yine de işin sonunda öğrenememek de var..

Her şehir gibi İstanbul'un da bana bıraktıkları var; epeyce mide ağrısı, sağlam bir can acısı, sağlam bir aşk, bir iki güzel dostluk belki. Uykusuzluğu, yorgunluğu, bekleyişleri, sokakta sabahlaması da cabası. Bir daha Kadıköy'den geçer miyim ki? Her çorbacıya gidişimde, her küçük bardakta çay içtiğimde aklıma gelecek şeyler başka kimin aklına gelebilir ki?

Garda beklediğim, uyuyamadığım saatlerde, treni beklerken bir yandan da onu bekleyip "Acaba gelecek mi, gelirse ne yapacağım?" diye düşünmelerimi, her 10 kişiden 4'ünü ona benzetmelerimi, saatlerce gözümü ayırmadan her geçeni tek tek inceleyişimi nasıl ne zaman unutabilirim ki? Bir martı kahkahasında kaldı İstanbul benim için. Eminönü - Karaköy iskelesinde. Foça iskelesinde başlayan herşey Eminönü-Karaköy iskelesinde bitti. Tren gelmeden önceki son vapura el sallamadım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder