"You just slipped through my fingers, as life turned away.."
Yüzün siliniyor, sadece kareler aklımda o günlerden ve gecelerden. Ki, ben birini sevdiğim zaman diğer bütün adamlar terkeder benim olduğum şehri. Ve ne ironidir ki ben seni 4 ayrı şehre sığdıramadım.
Bütün bunların ne demek olduğunu, hatta düzelip düzelmeyeceğini bile bilmiyorum. "Bildiğim tek şey var, ..." ile başlayan cümleler kuramıyorum bu kez. Duymaya alışık olduğum bir laf var "Yahu ne takıyorsun, bu senin için büyük bir kayıp değil, ölüm diye bir şey var". Evet var, ve ben de yaşadım. Ben de kaybettim, ben de özledim. Ama şu değişmiyor ki, ben şu an hayatımın en büyük özlemini yaşıyorum. Yine de yaşıyorum ama.
Aklımdaki kareler de silinmeye başladığı zaman bunun gerçek acısını yaşayacağımı biliyorum. Hazırlıklıyım diyebilseydim keşke, oraya gitmeden önce içimdeki o kötü hissin bana anlattıklarını bir kenarda tuttuğum gibi. Ne tesadüftür ki, gerçekten hazırlıksız yakalanmak, olacakları en iyi bildiğim, hissettiğim anda başıma geldi bu kez.
Denizi olan şehirlerde başka, denizi olmayan şehirlerde hayat hep başka olmuştu zaten.
Hiç unutmayacağım seni, özür dilerim (saygılarımla) sizi "İzmir, İstanbul, Eskişehir, Ankara".. Yabancılaşıyorsun(uz).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder