Sene 2010. Çok sevdiğim bir arkadaşım vardı, son Foça Rock Fest'de birlikte çalıştığımız, sonra kışın ortasında İstanbul'a gidip Haydarpaşa'da sabahlamalara kadar türlü türlü saçma maceralar yaşadığımız. "Yazdıklarını okumaya başladım" dedi bir gün. "Ama sonra bıraktım." - Neden?
"Sondan başlamaya karar verdim, geçmişe gittikçe nefret ettiğin insanların hayatına girişlerini falan görüyorum, bi' garip geliyor. Ve kısa vadede anladığım bir şey varsa, hak etmeyenlere neler neler vermişin kendinden sonra da geri toplayamamış böyle bölük pörçük bi adam olmuşun." demişti.
Gece gece de bu aklıma geldi bi inceden gülümsedim nedense. Böyle insanları da yıllarca göremiyor olmak üzücü.
Neyse. Saat ilerledikçe bugün de düne benzemeye başlıyor, dün ve bir önceki günün benzeştiği gibi. Gece 3-5 arası bu evde 2000 sonrası tarzı vasat gerilim filmi falan çekilir diye düşünüyorum bazen, amfiden gelen garip garip sesler, öbür taraftan tıkırtılar, uykusunda konuşanlar, arada gelip uykulu gözlerle 'ya napıyon hala bu saatte manyak kadın' dercesine bakıp giden bir kedi, üst kattaki komşunun muhtemelen gece yattığı yerden düşen oğlunun çıkardığı kocaman 'tak!' sesi... Bu saatlerde ne kadar umutlu ya da ne kadar güzel şeyler düşünebilirsin ki? Yeni başlayacağın işi ya da çok sevdiğin arkadaşlarını düşünmezsin bu saatte. Ya da çok sevdiğin sevgilini. Zaten uyumuştur adam, manyak mısın, saat kaç oldu be?
Bu saatlerde ya uyur ya da sevişir insanlar. Bir kısmı da yarım saat sonra kalkıp işe gidecekler. Onlar uyanmadan uyumam lazım.
"Günaydın, iyi günler ve olur da görüşemezsek iyi geceler."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder