Çarşamba, Mayıs 14, 2014

Everlasting Drama

İçindeki çocuğun kötü üvey annesi gibi hissetmeye başladı bir anda. Çocuk içinden geleni tüm doğallığıyla ortaya vurmak isterken, o acımasızca ağzının ortasına geçiriveriyordu iki tane. Her seferinde bir tane daha, bir tane daha. Sebebini bilmiyordu ama, bu kez çocuğa vurdukça onun canı acımaya başlamıştı. Belki de kıskançlıktan, kimbilir?

...

54 gün öncesiydi. Hiçbir şey değişmemiş. Bir hastane odası, önlüklü insanlar, kanında biraz serinlik, ve uyku. O gün de canının acısını alan tek şey bu olmuştu.
...

Her şeyin birbirine karıştığı anlar vardır. Kelimelerin altını çizerek, üstlerini kapatarak kurulamaz cümleler. Anlaşılmaması için kısacık cümleler kurulur, sırf inattan. Çocuk oyuncağı gibidir aslında. Çocuğu oyuncaktan, oyuncağı da çocuktan soğutur. Çünkü çocuklar canlarını acıtan oyuncaklarla bir daha oynamazlar. Oyuncakların bir suçu olmasa bile.

Ve görmeden, duymadan, "biliyordum zaten" denilen her şeye lânet edilerek sonlanır bazı geceler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder