Bu blog mutlulukla yazılmış kelimelerden epeyce uzak kalmış galiba.
Bazen "Ne diyeceğim lan ben şimdi, ehem kem küm" ederken o beklenen an geldiğinde istemsizce ve aynı derecede içtenlikle düşer ya kelimeler ortaya; mutluluk bir doğru parçası olsaydı başlangıç noktasına o an derdim rahatlıkla. Hep iddia ederim, beklenmeyen en güzelidir. Kesilmeyen umut beklentiyi arttırır ve karşılığı olmayan beklenti paranoyaları doğurur. Ve saat tersine işlemeye başlar...
En komiğiyse, "Ben aşık olduuuooğğm" zırvaları yaparken "Evet bu benim hayatımın erkeği olmalı" cümlesini rahatlıkla kurabileceğini sonradan farkettiğin insanın, senin bu saçmalıklarını duymuş olmasıdır. Olmaz olmaz demeyin, milli piyango mu kardeşim bu?
Biraz daha büyümüşlük, biraz heyecansızlık, biraz körelmişlik hissi ama safi mutluluk. Merhaba, bugün çok güzel görünüyorsun. Ellerimin titremesi geçerse belki seninle el bile sıkışabiliriz... Belki resmiyetten sıkılıp, uzanıp yanağından öperdim, kimbilir?
Hikâye böyle başladı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder