Perşembe, Eylül 16, 2010

Alayına.

Öyle bir gün gelir ki, tanımazsın bile artık, öylece geçer gidersin yanlarından, içinde "Acaba.."larla. Nefes almaya yer ararsın, ararsın ki, orayı da tüketesin. Sonra bir başkasını, sonra bir başkasını daha.

Yorgun hissettikçe yaşlanmaya başladığımı düşünüyorum; kimisine ise bunu söyleyince komik geliyor, çok iyi biliyorum. Adım attığım her yerinden nefret ediyorum bu şehrin, henüz eskitmediklerim de diğerleri gibi olduklarında orada nefes alamamamın bir bahanesi olmayacak. İçler acısı bence.

Yanından geçer gidersin tanımazsın demiştim ya, dostum kardeşim diyip de herşeyini ortak ettiğin, odana, yatağına alıp uyuduğun insanlara bunu yapmak bile koymuyor bana artık. Ağzım iyice bozuldu, konuştuğum her on kelimenin beşi küfür ya da annemin bana yakıştıramadığı şu "oğlan çocuğu"na yakışacak kelimeler. Aaamaaan..

Yine normalini bulamadım evet. Peki ya bu sefer üzülmeyecek miyim? Ne kadar karşı koymaya çalışsam da, umrumda değilmiş gibi davransam da, yüzde 50, belki 60 riskle bu saatten sonra böyle oyunlara kalkışmak benim neyime ki?

Ayrıca beynimin içinde davullar çalıyor amk, ağrımdan öleceğim. Rahat bırak lan. (Lan, genel bi zamirdir burda.) Bisiktirol diye ilaç çıksın, valla koliyle dağıtıcam. Aha buraya yazıyorum.

Hay ben böyle ilacın etkisine.. Hobaa. Gidiyorum ben. Burayı da uzattıkça uzattım ama en son bişi yazıp bitirecektim onu unuttum. Afilli edebiyat kasacaktım muhtemelen. Neyse onu işin ustalarına bırakmak lazım. Haydi rasgele gençler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder