Uzun, oldukça uzun uykular; ve devamında sıkıcı, ama bir şekilde huzursuz geceler. Tozlu raflarından bakan kitaplar, kahve dolmayı ve kahve kokmayı bekleyen kupalar, dilime dolanasıca tek bir şarkı, klavye üzerinde boş boş gezinen parmaklar eşliğinde büyütmeye devam ettiğim göbeğim, hunharca saldırılarda bulunan kedim ve üşüyen ayaklarımla oldukça samimi günler geçirmekteyim.
Beklemediğim anda 3 geldiğini tahmin ettiğim bir zar. Seçim sırası bende, lakin kararsızlığım huzurumu bozuyor. Aklımdakiler çok başkayken, yeni bir şeylere nasıl odaklanabilirim ki? Aynı evrelerden tekrar geçip, sonra oyuncağından sıkılan bir çocuk gibi hepsini bir köşeye atabileceğimi bile bile, hala kararsızım. Sigara paketini elime alıp alıp geri bırakıyorum. Alkol de artık eskisi kadar çekici değil. 3 tanesi dışında, etrafımdaki insanların hepsini ise al, at bi kenara.
Şikayet etmek benim için bir yaşam biçimi. Sövmeyi seviyorum, ama sövemediğim çoğu zaman, şikayet ederken o sövmek istediklerimin hakkını iyi bir şekilde verdiğimi düşünüyorum. İçim rahatlıyor az buçuk. Tek bir günümün tamamını şikayet ederek geçirebilirim hiç rahatsızlık duymadan. Etrafıma da fazla zarar vermemeye çalışıyorum canım, lütfen yani :P
Şarkıda dediği gibi, ayaklarımı kıçıma vura vura kaçmak istiyorum büyük adaya.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder