Pazar, Kasım 13, 2011

Hep 13 Kasım.

Valla ben bir şey yapmadım. Aklım tamamen başka yerdeydi, bugünün o gün olduğunu 20 dakika öncesine kadar hatırlamıyordum bile. O rengi görmek istemiyordum, başımı çevirdim. Yüzüne bakamadığımı söylemiştim, geldi ve tam karşıma oturdu. Daha ne kadar kaçabilirim ki, diye düşünürken yanımda bitti, valla ben bir şey yapmadım.

Bunu okuma ihtimali çok düşük olduğu için rahat rahat yazabilirim, geçen sene bu gün söylemiştim en yakın arkadaşıma senden hoşlandığımı. Ve geri kalanlar, molalarda cafeden kaçıp kaçıp yanına gelişlerim, iş çıkışı karşılıklı bira içip ettiğimiz uzun sohbetler, birbirinin ağzından laf almaya çalışmalar... Ve her gece kapanışta aynı şarkı: "We're just two lost souls swimming in a fish bowl, year after year..." Hani ben unuttum ya, hani öyle bi anı olarak kaldı ya, rahat rahat konuşuyorum ya bunu bilen insanlarla, kozmos vurdu ağzıma işte. Valla ben bir şey yapmadım. O geldi ve tam karşıma oturdu. Gerçekten hiç unutmayacağım tek insanmış, onunla ilgili beklentilerimi sadece onun mutluluğuyla sınırlandırdığımı farkettiğimde anladım.

Nasıl bu kadar özleyebilirdim ki?... Bilmiyorum ama neden sıkıca sarılamadığımı biliyorum.

Bir kez daha aynı şeyleri hissedebiliyor olmaktan öte, sesini duyduğumda aynı mide kasılmasını ve aynı kalp çarpıntısını yaşayabildiğim tek insan, tam bir sene arayla, ikinci kez. Kendimi kaybettim yine, teşekkürler Türkiye.

Ve, dilerim ki, bir daha senden başkasını sevmeyeyim. Hep 13 Kasım olsun, hep önümüzde birer bira, yüzlerimizde birer huzurlu gülümseme, hep oturalım öyle... Hep konuş sen, hep danset, hep sevimlilik yap öyle. Ki, dileğimden pişman olmayayım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder