Of diyorum, sus diyorum susturamıyorum bazı olaylar/kişilere karşı öfkemi. Kim kime ne demiş, kimin kirli çamaşırı kimin sepetine girmiş, kim kimin karşısında kaç takla atmış, o kadar yorulup sinirleniyorum ki artık.. Son bi gücüm kaldı, onu da bu hınçlanma durumuna harcıyorum galiba.
Ben sadece kendi hayatımı yaşamak istiyorum. Kolumdan çekip duranım, bağlayanım, sahiplenenim olmasın istiyorum. Bi yandan ise, öylesine beni sahiplensin, ayrıntılarıma her şeyime dikkat etsin istiyorum ki birileri. Kafam hâlâ karışık ve güven duygusundan yoksunum galiba artık, ateşe yaklaştığım an tenime değecek korkusuyla uzaklaşır gibiyim kendisinden. Kafa yorup anlatabilsem, kelimelerimden kaçmasam daha güzel olur belki her şey ama. Her zamanki gibi, "neyse"...
İyi olmamaya başlıyorum yine. Kabuslar, gün içi paranoyaları, gece paranoyaları, internet kurcalamaları, takıntılar. Gitmeseydim? Dönmeseydim? Bilemiyorum. Bilememek beni daha da kararsızlaştırıp daha da karmaşıklaştırıyor yeterince basit olabilecek her ne varsa, hepsini.
O'ndan geriye doğru saysam geçer mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder