Uyandım. Yerde bir zar vardı, arlanmayan ruhumun anlık ama hiç bitmeyen pişmanlıklarına not verir gibi: 3.
"Külü kalmış ateş masal, akıl vermiş neye yarar; hapı yutup rüyaya dalar..."
"The Game" diyorlar, doğrudur herhalde.
....
Bırakmıyorlar uyuyayım. Gözlerim öyle ağır ki... Günlerce uyuma istekleri.
1-2 kitap, fotoğraf makinem, müziğim, kağıt-kalem, birkaç paket sigara, biraz yeşil biraz mavi istiyorum sadece. Bedenim mı daha ağır, kafam mı, düşüncelerim mi tartamıyorum. Terazinin dengesi bozulalı çok oldu galiba.
Eskiyi özlemek, benim sözlüğümde eskiyi beklemekle aynı anlama geldiği günden beri düşünüyorum, duymayan birine dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar saçma aslında.
Sosyal hayatımı öldürmek kendi seçimimdi. Verdiğim her kararda olduğu gibi bunda da özgürdüm. Zaman zaman ağır gelse de bazı şeyler, bazı insanlar, hep aynı hataları tekrarlasam da, hatta bir gün bu günlerimi bile özleyeceğimi bilsem de, yine tükürdüğümü yalamamak için her yolu deneyeceğim.
Sakin olmak bana göre bir seçenek değil her şeye rağmen. O zara 7'yi katamayacağımı biliyorum. Bazen 1'le 6'yı bile toplayamıyor insan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder