"Nerdesin" ve "Yaşıyor musun" tarzı imalı soru cümlelerinin en sevimsiz sitem cümleleri olduğu konusunda kesin bir yargıya vardım bugün. Ağzınız boş kalmasın diye, "bak ben yaptım o yapmadı" diyip içinizi rahatlatabilmek için laf söylüyorsunuz ey insanlar. Olayım şudur ki en samimi şekilde; sıkıldım hepinizden. Hepinize vakit ayırmaya çalışmaktan, vakit ayır(a)madıklarıma laf anlatmaktan. Hayatımın ve günlük düşünce trafiğimin yüzde 90lık bir kısmını oluşturmaya başladığınızdan beri (ki bu benden başka kimseyi suçlayabileceğim bir durum değil) soğudum en sevdiklerimden bile. Girmek istemediğim, şehrin medeni bir köşesinde olduğundan bile şüphe ettiğim evime dönmek en büyük huzur kaynağım oldu zira. Hayaletleriniz dahi gördüğüm an "kaç kaç" dediğim varlıklar haline geldi. Yalnız kalabilmeyi özledim. Tam "hah oldu, iki dakika nefes alacağım" dediğim anda dibimde bitivermenize hastayım misal.
"and the stars look very different today..."
Tunalı'da kulağımda kulaklık, nasıl göründüğümden tut da o an ne hissettiğim bile umrumda olmadan yalnızca yürüdüğüm sabah, bundan tam 1 sene önce İzmir'de sabahın 6 buçuğunda dona titreye sokakta kalmama küfrederek Kordon kıyısında oturmam, Haydarpaşa'da sabahın 4'ünden öğlenin 1'ine kadar bekleyişimiz, ve benzerleri. Yaşarken binbir türlü sövüp de sonradan "ah geri dönsem" dediğim anlar bunlar evet. Umursamazlıklarım. Dağınıklığım. Kendi kendime hallerim. Boşvermiş görünümlü dağınıklıklar alternatif durgunluk olarak tanımlanabilecek bir naiflik kondurur insana. Kısa bir yolculuk sonrası sıcacık taksiden inip, hala nemli olan saçlarınızla yürürken öylesine gülümseyebilirsiniz mesela sizin için hiçbir albenisi kalmamış -hatta belki hiç olmamış- bir kentin en çok arşınladığınız sokağından geçerken. Orda bile yabancı kalabileceğinizi hissedebilirsiniz tanıdık bir yüze.
Uzun zaman sonra vazgeçebileceğim kadar önemsiz şeylerin hayatımdaki yansımasını/yanılsamasını görmek yeni bir deneyim olmadı.
Sorry, you have no fuckin' idea about these all.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder