Kelimeleri
tanınmayacak hale getirdikten sonra yola koyuldu. Kelimelerden başka kaybedecek
bir şeyi yoktu, ki zaten onlar da kırk yılda bir meşk ettikleri birer sevgili
gibiydiler, sorumsuz, umursamaz ama geldi mi yekliğini, gitti mi yokluğunu
hissettiren.
Adımlar yavaşladıkça
kalbi sıkıştı, bu kez yerle gök arası mesafe biraz fazla gelmişti gözüne. Kalp
atışlarının metronomu bu kez iyiye işaret olmadığını bağırıyordu zaten.
Mors alfabesi bilir
miydiniz? Bence hücrelerimiz biliyor.
Bir hastaya teşhis
koymak için hastanın ölmesini bekleyen beyin hücrelerinin Mors alfabesi
bilmemeleri çok garipti oysaki.
.- .-. - .. -.- ... . -. ..
... . ...- -- .. -.-- --- .-. ..- --
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder