Cumartesi, Haziran 14, 2014

Kelimeleri tanınmayacak hale getirdikten sonra yola koyuldu. Kelimelerden başka kaybedecek bir şeyi yoktu, ki zaten onlar da kırk yılda bir meşk ettikleri birer sevgili gibiydiler, sorumsuz, umursamaz ama geldi mi yekliğini, gitti mi yokluğunu hissettiren.

Adımlar yavaşladıkça kalbi sıkıştı, bu kez yerle gök arası mesafe biraz fazla gelmişti gözüne. Kalp atışlarının metronomu bu kez iyiye işaret olmadığını bağırıyordu zaten.

Mors alfabesi bilir miydiniz? Bence hücrelerimiz biliyor.

Bir hastaya teşhis koymak için hastanın ölmesini bekleyen beyin hücrelerinin Mors alfabesi bilmemeleri çok garipti oysaki.


.- .-. - .. -.-  ... . -. ..  ... . ...- -- .. -.-- --- .-. ..- --  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder